Bursa İlhan'ı, O Bursa'yı çok özledi!
Bursa Haber Gazetesi ,15 Haziran 2009
Binay Kazan
Müzik yaşamına 1973 yılında çıkardığı “Birleşsin bütün eller/Bazen neşe bazen keder” isimli 45’lik plağı ile başlangıç yapan İlhan İrem, artık yıllanmış bir şarap gibi geçen zamana meydan okuyor.
36 Yıllık müzikal yolculuğunda Bursa’nın her zaman özel bir yeri olduğunu söyleyen İlhan İrem, doğduğu kenti ve sevenlerini çok özlediğini belirterek: “Yakında kavuşacağız” mesajını verdi.
Bursa; güneşli bir Nisan sabahını yaşıyordu İlhan İrem doğarken…Şaka yaptı adeta ailesine 1 Nisan’da doğarken…Tatlı bir şaka…Çocukluğu Heykel’de eski Adliye binası civarındaki Hacılar Mahallesinde geçti.Mahallenin Yeniyol Sokağında bilye ve çelik-çomak oynadı arkadaşları ile…Eğitimini Bursa Kolejinde yaparken, müziğe de tutuldu apansız…Gitar çalmaya, şarkı sözleri yazmaya ve besteler yapmaya başladı. Okul orkestrasındaki solistliğini daha sonra dönemin en büyük oteli Çelik Palas’a ve kış aylarında da Uludağ otellerine taşıdı. Bu özel mekanlarda şarkılarını söyleyerek, amatör şarkıcılığına profesyonel tatlar kattı.
Daha 18 yaşındayken plak yapmak için İstanbul Unkapanı Plakçılar Çarşısının yolunu tuttu elindeki birkaç bestesi ile… Ünlü plak şirketi Grünberg’lerin kapısını çaldı önce…Onlar Nilüfer ile çok meşgul olduğu için, bir başka plak şirketi arayışına başladı.Ve 1973 Yılının Mart ayında “babasından aldığı borç para ile” ilk plağının harcamalarını karşıladı. Dönemin saygın müzik şirketlerinden Diskotür Plak, İlhan İrem’in “Birleşsin bütün eller/Bazen neşe bazen keder” isimli 45’lik plağını çıkardığında takvimler 5 Mayıs 1973’ü gösteriyordu.
Bu tarih Türkiye’nin en büyük sanatçılarından biri için bir dönemin başlangıcı oldu. Ve bu başlangıç 2009 yılının Haziran ayını yaşadığımız bu günlerde; tam 36 yıllık uzun menzilli ve kararlı bir müzikal yolculuğa ulaştı.
HAP YAPA PARA KAP DEVRİ…
İlhan İrem; 36 yıllık büyük müzik yolculuğuna tam 24 albüm, 10 adet 45’lik plak, 6 kitap, 11 resim sergisi sığdırarak müzik dünyasının klasikleri arasında ilk sıraya yerleşti.
Dile kolay tam 36 yıl…!
Sanatçı 1992 yılından beri; ülkemizde giderek yozlaşan yaşama ve müzik ortamına karşı sessiz bir direniş göstererek, kendi felsefesine uymayan hiçbir TV ve radyo kanalı ile gazetelere röportaj vermiyor. Doğru bildiği kendi yolunda kararlı adımlarla yürüyen bir şövalye gibi dimdik müzik yaşamını sürdürüyor.
Al takke-ver külah ilişkilerinin sürdüğü müzik dünyasında ise “hap yap-para kap” devri hakim olurken, duygu kütlüğü de giderek yoğunlaşıyor. İnsanlar ne bulursa onu tüketmeye çalışırken, 3 günde albümler yapılan bu ülkede gerçek sanatçıların değeri de giderek yükseliyor.
İşte böylesine yoz bir ortamda tam 36 yıldan beri kendi yolunun yolcusu olan İlhan İrem, gelen bir çok teklife rağmen TV şov programlarına çıkmıyor. Bar çalışmaları da yapmayan sanatçı, felsefesine uymayan medya kuruluşlarına da röportaj vermeyerek “körelmiş ve köhnetilmiş hantallıklara karşı” sessiz bir duruş sergiliyor.
“YENİ ŞARKILARIN RUHU YOK…”
Geçtiğimiz hafta içinde Bursa’da yaşayan annesini ziyarete gelen İlhan İrem’le buluşarak kendisinin dünü, bugünü ve yarınlarını konuştuk. Sanatçı öncelikle günümüzde yapılan müziğe karşı yoğun eleştirilerde bulunurken oldukça ses getirecek şeyler söyledi: “Kültür yozlaşmasının böylesine yoğun yaşandığı bir ülkede 3-5 günde yapılan albümler bile ilgi görüyor. Öte yanda gerçek sanatçıların yıllarca uğraşarak yarattığı muhteşem yapıtlar görmezden geliniyor. Artık ülkemizdeki müzik dünyasında plastik şarkılar moda oldu. İçinde aşkın, sevginin ve duygunun olmadığı bu plastik şarkılar, hiç yaşanmamış anları anlatıyor. Yani şimdiki şarkıların ruhu yok. Bir Anlasana’yı, bir Yazık oldu yarınlara’yı yapmak kolay değildi.Yaşandı, yazıldı ve yapıldı o şarkılar. Bazı duygular yaşanmadan yazılamaz, yaşanmadan söylenemez. Yürekleri titreten sözler ve melodiler, ancak ve ancak hissedilerek yaratılabilir. Duygusal çöküş yaşanan bir ülkede şarkı üretiminin azalmasını normal karşılıyorum. Ya şimdi ?… Yaşanmamış şarkılar da bir şeye benzemiyor zaten.”
Yıllardır TV programlarına katılmama prensibini sürdüren İlhan İrem’e bu konuda bir değişiklik olup-olmadığını da sordum. İyi ki de sormuşum. Sanatçı sevenlerini sevindirecek bir açıklama yaptı: “Bir çok TV kanalından sayısız teklif alıyorum. Ama prensiplerime uymuyor. TRT yarı belgesel bir İlhan İrem programı için çalışmalara başladı. Işık ve sevgiyle adıyla hazırlanan ve 2 saat sürecek olan TV programının yaz sonunda yayınlanacağını umuyorum. Bu arada kendi müzik şirketimi kurmak için çalışmalara başladım. Konserlerimi ve albümlerimi artık kendi şirketim hayata geçirecek.”
“BURSA KONSERİNE HAZIRLANIYORUM.”
İlhan İrem ile görüşmem tam da Bursa Festivalinin başladığı güne denk geldi. Doğal olarak bende “bu festivalde neden İlhan İrem yok ?” sorusunu sordum kendisine… Ve de Bursa’nın kendi şehrinin sanatçılarına neden vefasızlık ettiğini… İrem hem festival ile ilgili hem de hayranlarına müjde gibi gelecek Bursa konseri ile ilgili görüşlerini sundu bize: “Bu yıl ki Bursa Festivaline davet edilmedim. Zaten hiç anlamıyorum Bursa Festivali düzenleyenlerinin bu tutumunu. Bursa’nın öz çocuklarına haksızlık ediliyor galiba. Ama bir gün bu yanlışlığın da düzeleceğine inanıyorum. Ben bu yaz Bursa’da bir konser yapacağım. Sevenlerime bunun müjdesini verebilirim. Bugünlerde görüşmelerini yapıyorum. Anlaşma yapılır yapılmazda tarihini açıklayacağım. Bursa’yı çok özledim. Bursa benim doğup,büyüdüğüm ve en önemli şarkılarımı yaptığım kent… Gözbebeğim… Arkadaşlarım, dostlarım ve ailem bu kentte… 23 yıldır Bursa’da konser vermedim. En 1986’da Açık Hava Tiyatrosunda solo bir konserim oldu. Şimdi tam zamanı galiba… Uludağ’ın yollarında, Marmara kıyılarında sözler yazıp besteler yaptığım bu kent gözümde tütüyor. Müzikal kariyerime ve Bursa’nın nitelikli izleyici profiline uygun kaliteli bir konser olacak.”
“ŞARKILARIM BÜTÜN KUŞAKLAR İÇİN..”
Sanatçıya herkesin merak ettiği bir başka soruyu da sorma gereği hissettim. İlhan İrem hakkında en çok kitap yazılan sanatçılardan biri… Sanatçı hakkında 3 kitap birden yayınlandı. Önce Müziğin mistik ilahı isimli kitabı Özlem Süyev Zat çıkardı. Daha sonra radyocu ve müzik eleştirmeni Michael Kuyucu, Pegasus Yayınlarından Sürgün gibi masallarda isimli yapıtı yayınladı. En son olarak da Ersin Kamburoğlu-Hakan Taştan Ölümsüz Ozan isimli kitaplarını piyasaya sürdü. Yazarların kendisine olan yoğun ilgisini sanatçı şöyle yorumluyor: “Hasreti çekilen güzellikler sanıldığı gibi geçmişte kalmadı. Yaşadıklarımın, düşlerimin ve düşüncelerimin aynası olan müziğim, sadece bir hayatı, duruşu ve fikirleri yansıtmıyor. Hepsinin toplamında bir felsefe ve yeniçağ öğretisi vardır. ‘Işık ve sevgiyle’ başlığı altında kurguladığım bu anlatımları ve yaşam biçimini, hala hassasiyetini yitirmemiş derinlikli insanlar hissediyor. Bu nedenle hayatım ve yapıtlarım hakkında yazılan kitaplar yazarlarının beni kendi pencerelerinden anlattığı, değişik boyutlar ve bakış açılarına sahiptir. Tüm algılara açık anlatım sonsuzluğunda, ilk günkü coşku ile üretiyorum. 36. sanat yılımda fizik olarak hiç ortalarda bulunmadığım halde, şarkılarımın bütün kuşaklar tarafından kucaklanması heyecan vericidir.”
İlhan İrem ile yaptığım bu söyleşinin diğer ayrıntılarını gelecek hafta yazacağım günlük köşe yazımda devam edeceğim. Ama Temmuz’un ilk yarısında Nilüfer’de gerçekleştireceği konser ile Bursalılarla 23 yıl sonra tekrar buluşacak olan İrem’in heyecanına da tanık oldum. O yüzden Bursa’nın İlhan İrem’le, onun da Bursa ile buluşmasının oldukça anlamlı olacağını ve ses getireceğini düşünüyorum.